İnsanlar var oluşlarından itibaren türlü sorunlarla karşılaşmış ve bu sorunlar için doğruya en yakın çözümler bulmaya uğraşmışlardır. Geçmişten günümüze kadar pek çok düşünür, hayatını evreni anlamaya adamıştır. Örneğin; İskenderiyeli Hyptia dünyanın yörüngesinin elips olduğunu söyleyediği için taşlanarak öldürülmüştür, gözlemsel astronominin babası olan Galilo Galilei teleskopla yaptığı gözlemleri de değerlendirerek, Batlamyus’un dünya merkezli evren modeline ölüm vuruşunu yapmıştır -bunu söylediği için de yargılanmıştır. Böylesine büyük şeyler söyleyen insanlar bunları rastgele bir şekilde, çok şanslı oldukları için ya da Tanrı onları seçtiği için değil, sistematik düşündükleri için söyleyebilmişlerdir.

Agora’yı izlemişsinizdir; İskenderiyeli Hyptia’nın tüm düşüncelerini unutması ve yeniden düşünmesi gerektiğine inandığı, kuma çizerek 2 merkezli yörünge sistemini bulduğu sahne vardır. Burada yaptığı tam olarak şuydu; sorunu yeniden ele alıp, hiçbir ihtimali göz ardı etmeden düşünmek. Bizim de yapmamız gereken tam olarak bu. Günümüz olanakları içinde, edindiğimiz sorun ne olursa olsun algoritmik düşünmek; çünkü bir ihtimalin bile göz ardı edildiği bir çözüm, hiçbir zaman tam çözüm olamaz. Mutlak çözüme ulaşabilmemiz için algoritmik çözüm yapmamız gerekiyorsa eğer, bu yeteneğimizi geliştirme ihtiyacı da yanında onunla birlikte gelir.

Algoritmik düşünce ve hiçbir ihtimal göz ardı edilmemeli, denince akla ilk gelen oyun tabii ki satrançtır; çünkü satrançta yapacağınız hamleye karşılık rakibinizin yapabileceği tüm hamleleri tahmin edip, sizi galibiyete götürecek hamleyi bulmanız gerekir.

Algoritmik düşünce yeteneğimizi geliştirmeye basit bir soruyla başlarsak eğer, ilk sorumuz ünlü bilmece kurgucusu Samuel Loyd’tan gelir: Satranç tahtasının başına geçmiş iki kişi garip bir oyun oynuyorlar: Sırayla tahtaya bir taş (herhangi bir rütbede ya da renkte fark etmeksizin) koyuyorlar. Taşların mutlaka karelerin tam ortasına konması gibi bir zorunluluk yok, başka bir kareye taşabilir. Taşların bitmesi gibi bir sıkıntı yok, oyunculara istedikleri kadar taş sağlanıyor. Taşların hepsinin kaidesi daire şeklinde ve çapları da aynı. Tahtada taş koyacak yer bulamayan oyuncu yeniliyor. İlk taşı koyana oyunu mutlaka kazandıracak bir strateji var, bu stratejiyi bulabilir misiniz?